Yalnız Girilen Kırmızı Donlu Yılbaşının Seneye Etkileri..

 "Yeni yıla nasıl girersen tüm sene öyle geçer" diyorlar ya hani; yıllardır kalabalık girdiğim yeni yıla, bu sene yapayalnız gireceğim.. Kalabalık girdiğim yeni yılda tüm sene yalnızlık çektim.. Bu defa yalnız girince, bakalım sene içinde nasıl bir farklılık olacak.. ?

İlk defa kırmızı don da mı giyinsem diye düşünmüyor değilim doğrusu.. Bunu da düşünüyorsam, varın ne kadar çaresiz ve umutsuz olduğumu siz düşünün.. Yakında üfürükçülere de gider, kendimi üfletirim ben.. 



Sevdiğini Bilirsin, Sevilmek Hep Şüphelidir..

 Niye böyleyiz biz..? Niye sevildiğimizden bir türlü emin olamıyoruz..? Özgüvensizlik mi, insanlara olan güvensizlik mi, yoksa içimizdeki sevgisizlik mi..?

Biri güzel bir laf ediyor, inanmıyoruz.. Biri sevdiğini dile getiriyor, güvenemiyoruz.. Hemen o karamsar ve özgüvenden yoksun olan yanımız giriyor devreye : "Saçmalama, seni niye sevsin ki..?" diyoruz..

Niye böyleyiz, niye..? Niye sevildiğimize bir türlü inanmıyor, bizi kimsenin sevmeyeceğini düşünerek kendimizi bu kadar değersizleştiriyoruz..?



Başka Hayatları Merak Eden Zavallı..

 Ne kadar çok şeyi merak ediyoruz öyle.. Zihnimizde hep bir başkasının hayatında olup-bitenleri merak etme durumu var.. Hayatımız, başka insanların hayatını öğrenmek istemekle geçiyor..

Oysa bize ne..! 

Biz, kendi hayatımızı ele alıp; çay içmeye, gofret yemeye, çekirdek çıtlatıp televizyon seyretmeye devam etmeli, kendi zavallılığımızı düzeltmenin yollarını bulmaya çalışmalıyız.. Ama nerdeee..




Evim Sen Ol..

Kendi evimizden ve kendi yatağımızdan bulduğumuz huzuru, neden asla başka bir yerde bulamıyoruz..?

Dünyada tek biz kalsak ve bütün dünya bizim olsa bile, neden evimizin kapısından içeri girdiğimiz o ân ki huzuru bir türlü bulamıyoruz..?

Sokakta nefes alamayan bizler için bu dört duvarın nasıl bir büyüsü var ki, daha kapıdan içeri girer girmez nefes alabilmeye başlıyoruz..?

Durum böyle iken, bir erkek, bir kadına "Evim sen ol.." diyorsa, dünyanın en güzel cümlesini kurmuş olmuyor mu..?



Son Kez : Nice Yıllara..

 Bu seni son yazışım.. Fotoğraflarımıza son bakış, güzel günlerimizi son ânışım..

Benden sadece huzur ve mutluluk istemiştin.. Oysa ne mutlu olabildim, ne seni mutlu edebildim.. Sen tüm iyi niyetinle yıllardır hep huzur bekledin.. 

İlk iskelede tutuldum sana.. Aylar sonra öpünce kırmızı ışıkta; dua etmiştim varlığına.. 

Ne çok konuşuyordun bir bilsen.. Sen konuştukça gülümsüyor, "başıma bela aldım" diyordum içimden..

Sonra çekip çevirdin beni.. Göklere çıkardın özgüvenimi..

Derken sorunlar.. Sorunlarımız.. Hayata aynı pencereden bakamayışımız.. 

Ne olduysa oldu.. Hayat bizi başka yollara savurdu..

Şimdi yeni yaşınla birlikte, yeni bir hayat başlıyor sana.. Doğum günün, öyle büyük güzellikler getirsin ki ruhuna; unut geçmişi, gülümse yarınlara.. Bugünden itibaren koş yeniden, huzura, sağlığa, mutluluğa.. Rabb'im güzellik katsın hayatına..


..................

Hayatına kattığım her kötü saniye için affet beni.. 



Battaniye Hâyâli..

 Ben, yine, battaniye altında âtiye dair hâyâller kuruyorum.. 

Kurduğum hâyâllere kendim dahi inanmıyorum..



Araba Altında Kalan Plânlar..

 Nasıl bir yıllık izindeysem; hiçbir şey yapmadan ve bir yere gitmeden, sadece evde oturuyor ve tüm gün televizyon seyrediyorum.. Üstelik iki günde bir işyerinden çağırıyorlar, işe gidiyor, çalışıyorum..

Yıllık izne başlamadan önce kurduğum plânlar yine çöp oldu.. 

Niye mi çöp oldu..?

Eğer yakın zamanda ölürsem, bilin ki bu işe yaramaz herifçioğlunun birkaç konuda gözü açık gitti.. Bunlardan biri de araba.. araba.. araba.. Hayatımı nasıl etkiliyor anlatamam.. 



Doldum Taşıyorum..

Bugünlerde kimse selam vermesin.. Doldum doldum taşıyorum.. Biri selam verse, selamını aldıktan sonra müstehcen fotoğraf veya video istiyorum.. Uçan kuşun yolunu kesiyor, kıtalararası seyahatlerin içine giriyorum.. Durum bildiğiniz gibi değil, o sebeple kimse selam dahi vermesin, yapacaklarımdan ben sorumlu olmam bilesiniz..

 


Yürüyelim O Halde..

 Bazen başına güzel şeyler de gelir..

........

Akşamları yürümek güzelmiş be..


Odun Adama Düz Olunmalı..

Ben, ömrüm boyunca çok uğraştım inan.. Çok didindim, çok azmettim, çok ısrarcı oldum.. Ama hiç istediğim karşılığı görmedim.. Belli yaştan sonra iyice özgüvenim kayboldu, iyice kabuğuma çekildim.. 

Şimdi sadece niyetimi belli ediyor, köşeye çekiliyorum.. Bir adım atan olursa koşuyor, uzak durulursa, ben de uzaktan izliyorum.. Hâyâl kırıklıkları sebebiyle artık pek gücüm kalmadı inan; yazmayana yazmıyor, aramayanı aramıyor, sormayandan uzak duruyorum.. Bu sebeple düz olmalı bana karşı.. Naz yapılmamalı, benim anlayışıma bırakılmamalı, ne isteniyorsa açıkça söylenmeli.. Zira ben artık "Acaba ne demek istiyor?" diye düşünmeyi yıllar önce bıraktım; mecburen 'odun adam'lığa terfi ettim..



Konuşanlar..

 Karantinaya girmiş, evde yalnızlık çekiyor, can sıkıntısından ne yapacağınızı bilemez bir hâlde deliriyorsunuzdur.. 

Size bir kıyak geçeyim o halde..

Youtube'ye girin "Konuşanlar" diye yazın, ilk bölümünden itibaren seyretmeye başlayın ve kikir kikir bir gün geçirin.. 

Bu iyiliğimi unutmayıp bana teşekkür etmeyi de ihmâl etmeyin lütfen..

Tabii dikkat etmeniz gereken, bu programda değişik fikirler ve bol küfürler olduğundan, programı ailenizle birlikte seyretmemenizdir..

Benim mizah anlayışımı ve fantezi dünyamı gayet iyi yansıttığından, ben kahkahalar eşliğinde uzun dönemdir seyrediyorum.. Hele hele görüntüsünden hiç tahmin edemediğimiz bazı insanların iç dünyasını öğrenmek, benim gibi insan cahili biri için bulunmaz bir fırsat oldu.. İnsanları gözümde büyütmemeyi ve onlara farklı gözle bakmamı da sağlayan bir program olduğunu söyleyebilirim.. 


Demem o ki, Konuşanlar'ı seyredin.. 



Ben Bu Hayatın Kaybedenlerdeniyim..

Neredeyse 40 yaşına gelmiş adam, gece saat 3'te, kendiyle oynuyor, kendini tatmin etmeye çalışıyor..

Hayata bak bee.. Pehh..!



Yıllık İzin..

 Böylece 20 günlük iznim başlamış bulunmakta...

Ne istiyorum biliyor musunuz..? Ya ormanlık bir alanda bungalov evlerde sessiz bir tatil ya da oda içinde bile mini havuz bulunan termal otel tatili..

Hiç değilse üç günlük de olsa böyle bir tatile ihtiyacım var.. Muhtemelen gidemem ama istiyorum işte.. Bakalım evde televizyon karşısında mı, yoksa bu istediğim şekilde mi zaman geçecek..



Virüsten Korkan Yürüyüşçü..

 Geçen ay, her gün bir tanıdık virüs kapıyorken, şimdilerde virüs sebebiyle her gün bir tanıdığın vefat haberi geliyor..

Ne dersiniz, çember daraldı ve o mutlak sona yaklaştık mı..?

Kulaklığımı takıyor, şarkı türkü dinliyor, her gün yaklaşık 15 bin adım atıyor, kendi ayaklarımla biraz daha ölüme doğru ilerliyormuşum gibi hissediyorum.. Daha önce pek takmıyordum ama vefat haberleri arttıkça, ben de korkmaya başladım.. Hadi ben geberip giderim neyse de birine bulaştırma ve o kişinin vebalini üzerime alma durumundan daha çok korkuyorum.. Ben ölürsem de sadece bir konuda gözüm açık gidecek sanırım..

Neyse...

Rabb'im hakkımızda ne yazmış bilmiyorum ama çok kişinin üzerimde hakkı var; hakkınızı helâl edin olmaz mı..?