Yanımdan Geçti..

Yanımdan öyle bir geçti ki; o geçince, ben de kendimden geçtim.. Sonra bir baktım; dünya da kendinden geçmiş.. Defalarca arkamı dönüp baktım.. O bir kez dönmedi.. Zaten ben dahil, dünyadaki hiç bir varlık, O'nun arkasını dönüp de bakmasını beklemiyordu.. Arabalar sağa-sola çarpıyor, insanlar balkonlardan atlıyor, canlılar nefes almayı unutuyorlardı..

Nasıl anlatayım, bilmiyorum ki... Yanımdan öyle bir geçti ki; o geçti, ben kendimden geçtim.. Kaç saat oldu; hâlâ kendime gelemedim.. Öyle bir geçti ki... Yani öyle bir geçti gitti ki; sanki giderken beni de aldı, bir daha geri bırakmadı..


Cici Giysiler..

Param yok ama gittim kendime cici cici elbiseler aldım..

Kot pantolonun bedeni iki ay öncesine kadar 34-32 iken, şimdi 36-32 aldım, yine de biraz dar oluyor.. Gömlekte L beden giyinirken, şimdi XL ancak oldu..  İkisi siyah, biri kırmızı ağırlıklı üç tane baksır aldım.. İki adet siyah atlet aldım.. Ve tanesi 5 liradan 5 adet çeşitli renkte çorap aldıktan sonra elimde poşetlerle yürürken, "Bana hediye yok mu..? " diyen midemin Küçük Emrahvari cümlelerine dayanamayarak, Bursa İskender'den tamı tamına birbuçuk porsiyon iskender kebap yeyip, kolamı da içtikten sonra eve ancak gelebildim..

"Ayranı yok içmeye ...... ..... .... " deyiminde anlatılan insan olmaya o kadar özenmişim ki; param yok ama gittim tamı tamına ikiyüzyirmiiki liralık harcama yaptım.. Eğer devlet baba, önümüzdeki ay, bana, söz verdiği gibi ikramiye vermezse, bu açığımı kapatmak için her gün burada "fakire yardım edin.." mealinde cümleler kuracak ve bu sayfanın girişine mendil açacağım..


Yeni ve Taze Su

Su bitmişti, annem su sipariş etmemi istedi..

Su gelmeden çıktım evden.. Biraz gezindim.. Sonra eve geldim.. Su içmek için mutfağa yöneldim.. Damacana doluydu..

Salonda oturur veya uzanırken, yanıbaşında mutlaka bir bardak su, peçete ve ilaçları olurdu.. Ev ahalisinden, su içmeyi en çok O ve ben severdik.. Sipariş edilen su damacanası eve gelince, kendi su dolu bardağını gösterir veya eline alıp anneme uzatarak : "Hele bunu dökün de yeni ve taze sudan getirin" derdi..

Gereksiz bir istek olduğunu düşünüp ne kadar kızardım bu duruma.. Şimdi ne kadar hasretim "yeni ve taze sudan" istemesine..

....................

Ben, baba olamayacağım.. Babamın hasreti ve baba olmak istememin hasreti ile ölüp gideceğim bu diyardan.. Arkamda "yeni ve taze su" anısı bile bırakmayacağım.. Su içerken aklına beni getirip dua edenim bile olamayacak benim.. Kimden bu denli büyük âh aldıysam, ben, baba olamayacağım.. Öyle anısız ve kimsesiz ölüp gideceğim işte..




Uzun Süreli Ayrılıklar Sevdaya Dahil Değil..

Saat 10 gibi güne "bismillah" deyip yataktan kalktım.. Allah başımdan eksik etmesin, anacığım kahvaltı niyetine patates kızartması yapmış.. Yanında yumurta, beyaz peynir, kaşar peyniri, zeytin, reçelle birlikte, bir tepsiye koyup televizyon karşısında oturmam için salona kadar getirdi..

Sabah işe gitmemenin rahatlığı, kahvaltının güzelliği ile birleşti.. Magazin programı seyredip, kahvaltı yapıyordum.. Şimdi hangi kanal olduğunu bilmediğim bir kanalda, bir erkek, bir kadın, magazin olaylarının değerlendirmesini yapıyordu.. Ünlülerden biri, sevgilisinden ayrılmış, kadın isteksizmiş ama adam yeniden birleşmek istiyormuş..

Programı sunan kadın, sunucu erkeğe dedi ki: "Eşler, sevgililer kavga edebilir.. Küsebilirler de.. Ancak bu küslük ve ayrılık 10-15 gün sürer.. Hadi büyük bir sorun olsun, 1 ay sürsün.. 1 aydan fazla ayrılık varsa, kim ne derse desin, sevgi yoktur.."

Eşsiz bir kahvaltı eşliğinde, bir magazin programında, bilmediğim bir şey daha öğrenmiş oldum : Meğer ortada bir sevgi yokmuş..



Hoşsohbet Olmayan İnsanın Üsküdar Turu..

Yeğenimle beraber Üsküdar'da gezindik bugün.. Fethi Paşa Korusu, Dilruba, Üsküdar çarşısı derken, evden çıkışla eve giriş arasında beş saatlik zaman dilimi geçti..

Bugün bir şey daha fark ettim ki; ben hiç hoşsohbet bir insan değilim..



Yaşadığımız Hayat Bizim Mi..?

Neden kendimiz gibi olamıyoruz bir türlü..? Başkalarının yanında hep yapmacık hareketlerimiz var.. Söylediklerimiz ve yaptıklarımız, aslında bizden izler taşımıyor.. Başkalarına hoş görünmek, dolayısıyla onları memnun etmek için yaşıyoruz hayatı.. Böyle olunca da bu hayat bizim olmuyor; başkaları için yaşamış oluyoruz..



Dondurmalı İrmik Helvası..

Eminönü'ne gidince, 1938'den beri hizmet veren Hacı Şerif'ten dondurmalı irmik helvası yemeden gelmeyin ki, sonra güzel bir lezzeti kaçırmış olmayasınız..



Hayatımın Özeti..

İlk gün süperdi..

Tüm gün yattım..



Yıllık İzin Plânlaması..

Beş günlük yıllık izin, cumartesiler-pazarlar derken; elimize nur topu gibi dokuz günlük tatil doğdu..

Ne yapabilirim, seçeneklerim nedir..?

Bir... Fethiye..
İki... Ankara..
Üç... Ardahan..
Dört... Evde yan gel yat..

Hiç değilse iki gün de olsa, Şehr-i İstanbul'dan ayrılmak istiyorum.. Gel gör ki hem tembellik hem de parasızlık var.. O zaman evde yan gelip yatacak mıyım; ee onu da istemiyorum.. Offff lann ben ne istiyorum..!

Canlar, davet etsenize beni şehrinize.. İki gün misafir edip, gezdirsenize beni.. Fazla masraflı olmam, az yerim, az uyurum, rahatsız etmem, tuvalet eğitimim de var; tamı tamına iki gün misafir edilecek herifim..


Aaa bakın aklıma geldi; hazır havalar da soğumuşken, orman içindeki sobalı ahşap kulübe evlerde kalıp, ormanda yürüyüş yapmak , bol bol uyumak da iyi fikir.. Böyle bir davete de yok demem doğrusu..

Demem o ki, para benden çıkmasın da her türlü davete açığım.. Yoksa dokuz gün boyunca evde pinekleyeceğim..




Kar Yağışı..

İklimin kurak geçtiğini, havanın dengesinin değiştiğini, yağmurun bir türlü yağmadığını söylüyor haber bültenleri..

Oysa kar yağıyor kalbime.. Çıplak ayaklı çocuklar üşüyor, kızaklı at arabalarıyla kadınlar çeşmeye su almaya gidiyor.. Battaniye altına giriyor insanlar.. Sazın teline donmuş elleriyle dokunamıyor âşıklar..

Dağdan, yemek bulmak için kurtlar iniyor şehrin ortasına.. Eldiven takıyor elleri yamuk insanlar.. Kömürden zehirleniyor fakir sokağın sakinleri.. Her gün bir başka evsizin, soğuktan donmuş cesedi bulunuyor.. Kimse evsizlerin cesedine sahip çıkmıyor, tüm yalnızlar gibi onlar da kimsesizler mezarlığına gömülüyor..

Kalbim soğuktan titriyor.. Çikolataya sarılmış kahve dökülüyor suratıma.. Ruhum kovuluyor kendi evimden.. Kimsesizler sokağında zehir soluyorum.. Timuçin Esen "Ne Karaymış Şu Alnımın Yazısı" uzun havasını okuyor, ardından "İsyankâr"la gönülleri dağlıyor.. 

Kar yağıyor canlar, fena halde kar yağıyor..