Başka Şehirde Çiçek Açacakmış..

 O gidiyor..



Biz Senle..

 Ee o zaman gelin, Cem Adrian'ın bu eşsiz şarkısını dinleyelim.. Zaten bizim payımıza hep, bir deniz kenarında yalnız başımıza şarkı dinlemek düşmedi mi..?


"

...

Biz senle…
Aynı toprakta yetişen,
Ayrı dallarda yeşeren,
Aynı rüzgarda devrilen çiçekler gibiyiz.


Biz senle…
Aynı yağmurdan dökülen,
Ayrı dağlardan süzülen,
Aynı denizde can veren nehirler gibiyiz.


Biz senle…
Aynı toprakta yetişen,
Ayrı dallarda yeşeren,
Aynı rüzgarda devrilen çiçekler gibiyiz.

...

"



İyi Ama Ben Öyle Değilim ki..

Ben aslında öyle bir insan değilim.. Herkes beni öyle sandığı için öyle davranıyorum sadece..



Bakırköy'de Ölmüş Hâyâller..

Bugün iş çıkışı Bakırköy'e gittim.. Niye gittim bilmiyorum... Gezinmek istedim.. Ve gezindim biraz..

Ne zaman Bakırköy'e gitsem kendimi alışveriş yaparken buluyorum.. Bu da bana Allah'ın bir cezası sanırım.. "Alışveriş yapmak nasıl bir ceza?" diye soracak olursanız, pek anlatabileceğim bir şey değil aslında.. Param yokken, o kadar yardıma ihtiyacı olan insan varken, benim neredeyse hiçbir yeni şeye ihtiyacım yokken, buna rağmen alışveriş yapıp parayı sokağa atıyorsam, bu olsa olsa bana Allah'ın bir cezasıdır diye tahmin ediyorum.. Dünyayı, ahirete tercih etmenin bir göstergesi yani..

Neyse.. Benim bugünkü konum farklı..

Bakırköy'de gezerken, sağımdan solumdan geçen insanlara bakıyorum da, ben gerçekten bu hayatı kaybetmişim.. Her gördüğüm genç insan, yıllar önce kurduğum tüm hâyâllerin birer birer yıkılışının bir kanıtı gibiydi..

Bundan önce o kadar hâyâlim yıkıldı, bu yaşa geldim, hâlâ yeni hâyâller kurabilecek gücü buluyorum kendimde.. Bence bu hiç iyi bir durum değil.. Zira her hâyâl, devamında hâyâl kırıklığını getiriyor.. Ben bir türlü akıllanamıyorum yani.. 

Cidden ne hâyâllerim vardı ya.. Sahiden yazık oldu bana.. İnşaallah ahirette karşılığını alırım diyeceğim amma ne büyük bir günahkâr olduğumu bildiğim için bu duayı bile edecek yüzü bulamıyorum ki kendimde..



Zam Zam da Zam Zam..

 Canlarım, bi'tanelerim, ağzını burnunu gıtladıklarım, agucuk gugucuk yaparken türkü söylediklerim, sıcak hava yetmezmiş gibi bir de kor ateşlerde sıcak salep ısmarladıklarım...


 Artık yetmez mi..? Bu zamların sonunun gelmesi gerekmez mi..? Her markete gittiğimde zam gelmiş oluyor.. Üç -beş gün önce aldığım bir ürünü aynı fiyattan alamıyorum.. Et öyle, süt öyle, peynir öyle, bal öyle..


Ulan 800 LİRANIN altında doğru dürüst pantolon yok; ne yapayım, beyaz paçalı donumla sokaklara mı atayım kendimi..? Beni böyle görmeye hazır mı bu ülke insanları..?


Yani madem bu işi yapamıyorsunuz, madem elinize yüzünüze bulaştırdınız, sizin hatanızı ve beceriksizliğinizi neden ben çekiyorum.. ? Size oy verenler ve siz, benim zararımı karşılayın arkadaş ya..!

"Kazandık kazandık" diye ortalığı ayağa kaldırıp, biz oy vermeyenleri hor görüp, üstüne bir de bizi "hain" ilan edenler, bi'zahmet gelin de benim market ve giyim ihtiyaçlarımı karşılayın.. Faturalara bir el atın da görelim ülke/millet sevginizi.. 

Hadi bakalım..