Ekmek..

Bir öğünde, ikili ekmeği tek başına yiyen biri olarak; ekmek yemeyen veya bir-iki dilim ekmekle doyan insanlara öyle çok özeniyorum ki..




Yolcu Edilmeyen Yolcu..

     Bugüne kadar hiç yolcu edilmedim.. Gideceğim yolun uzun veya kısa olması önemli değil.. Birileri tarafından yolcu edilmek, karşılanmak, güzel şeyler olsa gerek.. Birbirine sarılarak vedalaşan insanları hep kıskanmışımdır doğrusu.. Otuziki küsur yıllık hayatımda, bir çok defa uzun yola çıkmışımdır ama hiç yolcu edilmemişimdir..
 
     Oysa biz, Ardahan'da iken, el sallardık otobüsle gelen veya giden insanlara..  El sallayarak, kimine hoşgeldin demek isterdik, kimine uğurlar olsun.. "Sevaba gireriz" mantığı vardı içimizde.. Kimse sevaba girmek istemiyor sanırım artık.. Bizim dönemimize bak, şimdiki döneme bak.. ! Neredennn..nereye.. 
 
 

Kalpteki El..

    Hiç mi güzel şeyler olmadı sanıyorsunuz.. ? Geçen zaman içinde, çok güzel şeyler de oldu hayatımda..

     Bu güzellikler içinde, ilk aklıma gelen "paşam" kelimesinin güzelliğidir.. "Paşam öyle...  Paşam şöyle...Paşam ile başlardı her cümle.. Bu sebeple, hâlâ, nakşedilmiştir 'paşam' kelimesi kalbime..

    İkinci güzellik ise, kır kahvesindeki sohbetlerdir.. Bir keresinde, karanlık çökmüş,  sohbet bitmiş, eve gitme vakti gelmiştir.. İçtiğimiz bir kaç çayın parasını ödeme ısrarı başlamıştır.. "Ben ödeyeceğim" tartışması sürerken, garson, "ikinizden de alayım" deyip sırıtmaktadır.. Kız tarafı, hesabı ödemek için diretip bir de ayağa kalkınca, erkek tarafı, bunu engelemek için ayağa fırlar.. Kızın önüne geçer.. Kız, sağa çekilir.. Erkek de sağa çekilir.. Kız, ani hareketle sola gitmek ister, erkek bunu anlayarak sola döner.. Bu hengâmede ne olduğu bilinmez, kız ve erkek, birbirine sarılır gibi olurlar.. Günler sonra bu olayın sohbeti yapılırken, kız, ağzından ilk kez bu denli sıcak cümle çıkarır.. Der ki :
Neden bilmem, o arada elimi kalbine koyma gereği hissettim.. 
     Aradan yetmişsekiz sene geçti, elin hâlâ kalbimde..

Haram Uyku..

Kalk, gafil, kalk !

Alemlerin Rabb'i, senin kalkıp da el açmanı, O'na dua etmeni bekliyor.. Beratını eline vermeyi, kalbine huzur ışığından koymayı bekliyor.. Beratını almayı, affedilmeyi, huzurlu bir hayat sürmeyi istemez misin..? Kalk, gafil, kalk..! Koyunlarının çokluğuyla meşhur, Kelb kabilesinin koyunlarının tüylerinin sayısınca kul affedilecek bu gece; neden bu kişilerden biri sen olmayasın..?

Ey gafil.. ! Senin şeytanın bu kadar iradesiz, basit ve küçücükken, senin nefsin esasında bu kadar biçare iken, nasıl oldu da seni kolayca ele geçirdiler..? Nasıl oldu da güzelliğe açılan iraden, haram ve günah bataklığında boğulur oldu..? Sen, ne zaman, kendini teslim ettin, uyku görünümlü şeytana..?

Kalk, gafil, kalk..! Allah âşkına kalk.. "Ümmeti... Ümmeti... " diye seni, senden çok düşünen Peygamber'inin âşkına kalk..! El aç, dua et, gözyaşı dök.. İste Rabb'inden, isteyebileceğin her ne varsa.. Muhtaç olduğunu, kul olduğunu, günahkâr olduğunu ama pişman olduğunu hissettir..

Kalk, gafil, kalk..! Bu uyku, senin şeytanın, gör bunu.. En basit olayda gözyaşı döken kalbin, gözlerin; niye böyle kaskatı kesildi; bir düşün.. Ne zaman esir ettin kendini şeytana ve nefsine..? Gözlerin, pişmanlık gözyaşına değil de ne zamandan beri uykuya esir oldu..?

Kalk, gafil, kalk..! Uyuduğun yeter..! Günaha battığın, harama koştuğun, ahireti unuttuğun, nefsine köle olduğun günlere bir son ver..! "Artık yeter! " de.. Affetmek için senin, kendisine yönelmeni bekleyen Rabb'ine yönel.. Ertesi gün, bu denli pişman olmamak için, kalk, gafil, kalk..!

Bayrak ' Sızlar..

Bu ülkede, teröristler, askeri alandan bayrak indirip, sağa-sola fırlatabiliyor.. Kendine "asker" diyen şuursuzlar ile kendini "padişah" yerine koyan milliyetsizler, bu durumu sadece seyrediyor..


Tuhaf..

İlginçtir..

Kötü şeyler yazdığımda, herkes üzerine alınıyor ve "Bana mı yazdın?" diyerek hesap soruyor.. Ama nedense güzel şeyler yazdığımda, hiç kimse üzerine alınmıyor..

Acaba neden herkes kötü sözleri kendine lâyık görüyor..?