İnsanlığımızın Altın Çağı..

"İnsanlık" altın çağını yaşıyor maaşallah.. Biz büyükler, birbirimizi öldürmekten bıktık; küçüklere tecavüz edip, onları öldürür olduk..


Lunaparkta, çocukların olduğunu bile bile, çocukları öldürmek için atılan bomba..


Erkek öğretmenin, 45 erkek öğrencisini taciz etmesi, tecavüz de ettiğinin belirtilmesi..


Kadın öğretmenin, 14 yaşındaki kız öğrencisi ile lezbiyen ilişki yaşaması, çeşitli mekanlarda çekilen; beraberken ve ayrı iken birbirine gönderdikleri çıplak fotoğrafları..


Beş yıldır yasak ilişki yaşayan bir kadın ile servis şoförünü uygunsuz durumda gören kadının 10 yaşındaki oğlunun, "anne, seni, babama söyleyeceğim; söylememi istemiyorsan bana sürekli para ver" demesi üzerine, çocuğun şoför tarafından öldürülmesi ve şoförün iddiasına göre annesinin de bu cinayeti biliyor ve hatta azmettirici olması durumu..




...Ve daha neler neler..




Ha gayret; kıyameti yaklaştırıyoruz böylece.. Kıyamet gelse de aramızda "Müslüman" ve hatta "insani değerlere vasıf" hiç kimsenin kalmadığı gün yüzüne çıksa.. Böylece "insanız" diye dolaşmasak etrafta..


Hadi bakalım, boş durmak yok.. Bugünü zararla kapatmak olmaz; bakalım ilk kim tecavüz edecek bana.. Veya kim öldürecek durduk yere.. Hiç olmadı; sokakta gezerken, bir bomba sebebiyle kaç parçaya ayırabileceksiniz acaba..?








Mutluluk Formülü..

Özlememeli kimse kimseyi.. Türküler söylenmemeli, şiirler okunmamalı, Sadri Alışık sevdasını dile getirmemeli..


Herkes sabah uyanmalı, işine gitmeli, robot gibi çalışıp yeniden evine dönmeli.. Kalbe zaman ayırmamalı, söz hakkı vermemeli..




Yarım Kalanlar Mutluluktan Korkarlar..

Ey kendini hep yarım hisseden insanlar..!


Biliyorum, benim gibi bir çok hayaliniz yarım.. Hatta çoğu zaman hayal bile kurmaktan korkuyorsunuz.. Hayatınızda bazı şeyler yolunda gitse, mutlu olmaya başlasanız, "çok kötü bir şey olacak galiba" diyerek mutluluktan bile korkuyorsunuz.. İnsan mutlu olmaktan korkar mı..! Korkuyorsunuz işte :  İncitilmekten, adım atmaktan, umut etmekten, birine karşı bir şeyler hissedip söylemekten korkup, hayalinizi de sevginizi de umudunuzu da hep kendi içinizden yaşıyorsunuz..


Söyleyemediğiniz her söz, atamadığınız her adım, içinizde yaşattığınız her sevgi ve yarım kalan her hayaliniz için sizi o kadar çok seviyorum ki..
 
Bu dünyada da yaşarsınız inşaallah ama eğer bu dünyada nasip değilse, sabredin; ahiret yurdu sizindir inşallah.

Bankasız Günler.. Ev'li Hayat..

Bitti..
Bittiiiii..
Bittiiiiiiiii...


Rabb'im şükürler olsun Sana..
Rabb'im şükürler olsun Sana..
Rabb'im şükürler olsun Sana..


Faiz ödemek, borçlu olma hissi BİTTİİİİİİ..


Rabb'im nasip etti ve 5 sene öncesinden ev kredisini kapattım..
Artık bankaya borcum kalmadı.. Artık gerçekten bir evim olduğunu söyleyebilirim..


Bitti.. Bittiiii..Bittiiiiiiii..
Rabb'im şükürler olsun Sana..
Herkese yardım et böyle..








İnsanlar Ölürken..

Kalbimin başkentinde patlayan bombalar,
masum insanlar,
kaldırımlara uzanmış; 
sessizce ölüyorlar..




Babbaa..

Gerçekte olamadık belki amma
hâyâlimizde öğrettik o kelimeyi Ali Turan'a :
" Babbaa.. "






Futbol Gülümsemesi..

Aylar sonra futbol oynamanın verdiği büyük bir yorgunluk olsa da uzun zaman sonra bu kadar eğlenceli vakit geçirdiğim ve gülümseyebildiğim için mutluyum..


Meğer gülümsemeyi ne kadar da çok özlemişim.. Gülümseten Rabb'e şükürler olsun..




Kaleme Sarılan Yalnızlık..

Oysa tüm günahlarımdan ve mutsuzluğumdan kurtulmak için, içimdeki tüm kötülükleri bertaraf etmek niyetiyle, başımı dizlerine koyup, doya doya ağlayacak ve seninle güzel bir hayata adım atacaktım.. Kim bilir, belki, roman kahramanı gibi bir ismi olacak olan Ali Turan, ağlıyorum diye gelip yanağıma bir öpücük konduracak, "babbaa" diyerek, bu güne kadar en büyük beklentim olan huzurun kapısını aralayacaktı.. Belki sen bana bir türkü söyleyecek veya bir şiir okuyacaktın o ara.. Belki de tam o anda, hamile olduğunu söyleyecektin kulağıma..


...


Ah şu salakça hayallerim.. Her defasında yer ile yeksan olmasına rağmen bitmeyen umutlarım.. Kaleme sığınmak zorunda kalan yalnızlığım.. !








8 Mart..

Kadınlar, erkeklere benzeyince, üstün bir varlıkmış gibi "Helal olsun, erkek gibi kadın" diye övgüler dizilen; erkeklerden biri, kadınlara benzeyince "Ne biçim adamsın lan sen..! Karı gibi adam oldun çıktın!" diye o erkeği hicvederek, "kadın" olmayı aşağılayan bir zihniyetten kurtulacağımız,

cinsiyetlerden değil de insanlıklarımızdan bahsedebileceğimiz,

karşı cinsle birbirimizin cennet anahtarı olduğumuzu fark edebileceğimiz günlerin miladı olur inşaallah bu gün..



Sığıntı..

Sığınmak istiyorsun bazen;
bir fotoğrafa,
bir mesaja
ya da bir çift göze..
 
Bulamayınca bir sığınak; uyuyorsun işte..
 


Yalnızlığımın Pis Kokusu > Mandalina Kolonyası Kokusu..

Mandalina kolonyasını çöpe attım.. Kokusunu artık sevmiyorum.. Kendi yalnızlığımın pis kokusu daha bir güzel geliyor bana..


..........................
Aklımdayken ; ne demişsen, sen de haklısın.. Sen de....








Sevdiğini Söyleyen 'Seni Görmek İstemiyorum'cular..

Güya seni sevdiğini söyleyen ama "Seni görmek istemiyorum" diyen birinin, bir şekilde ileri eşin olacağını düşünsene.. Ne senin sözünü dinler, ne sana saygısı olur, ne de seni adam yerine koyar.. Seni şimdiden adam yerine koymayan ve haddini bildiren birinin, ileride ağzının içine tükürmesine şaşırmaya hakkın olmamalı..


Demem o ki; şuan yaşadıklarından dolayı üzüntülüsün ama ben hiç şaşırmadım.. Böyle olacağı belliydi ve sen, böyle olacağını bile bile uzak durmak istemedin.. Haliyle yaşadığın tüm bu hâyâl kırıklıklarını, üzülmeyi, hercümerc olmayı hakettin.. ! Bu yüzden sus ve zırıldanmayı kes.. !


................................................
Murt'umun bir kızı oldu.. Ve böylelikle ben, Derin'in amcası oldum.. Böyle bir güzelliği bizlere yaşatan Rabb'e şükürler olsun..

İhtiyaç..

Bugün, öyle çok özlemiştim ki seni ve öyle çok kalben ve bedenen ihtiyacım vardı ki sana; bırak seni görmeyi, sesini bile duymak yetecekti belki..


               ...Ama yine yoksun yanımda.. Alıştırdın yokluğuna.. Benden çok uzaklarda; mutlusundur inşaallah..








Unutturdun..



Sesin nasıldı..?
Ya yüzün, gözlerin, ellerin..?
Nasıl bakıyordun bana..?
Tutuyor muydun ellerimden..?
Bana kıyafetlerini gösteriyor, gelecekten bahsediyor muydun..?
Benimle otobüse bindin mi, bana küstün mü, çok konuştun mu, hiç anlamadığım şeylerden bahsettin mi..? 
Her şeyi geçtim : Kitap okudun mu bana veya çay içtin mi benimle..?


Hatırlamıyorum hiç birini.. Kimdin neydin, neciydin ve gerçekten var mıydın sen..?




Satılık Hâyâller..



Hâyâller satılabilseydi keşke.. Tüm hâyâllerimi teker teker satar, kurtulurdum.. Sanırım ancak o zaman huzurlu olurdum..