Salacak'tan Üsküdar'a..

Yağmurlu bir İstanbul gününde şahidim,
içli bir türkü söyler gibi bakan gözlerin,
derdini anlatmaya niyetlenmiş ellerin,
sen konuşmaya başlamadan, seni susturan sözlerim...

Biliyorum, bilseydin,
benimle birlikte Salacak sahilinden yürüyerek Üsküdar'a gelmezdin..

Şimdi tıpkı senin gibi benim de içli bir türkü söylüyor gözlerim..

14 Sene Olmuş Paşam..

Eskiden, patik ve atkı örerek beni düşündüğünü, soğuk havalarda ısınmam için aklında olduğumu hissettiren insanlar vardı.. Şimdi utanmasalar; naylon çorabı 20 liradan satacak insanlar doldu etrafıma.. Yaşlandım ya; karizma bitti, patik ve atkı örenler kalmadı.. Hey gidi hey.. 
.........................................
Şimdi yine aklıma geldi; yıllar yıllar evvel, telefonuma "paşam" diye başlayan veya biten mesajlar geliyordu.. Nasıl da seviyordum "paşam" denilmesini.. Ben ne zaman bu kadar yaşlandım, ne zaman o güzellikleri kaçırdım..?
.........................................
2005 yılında e-günlük tutmaya başlamışım.. Rabb, nefes verdi de 2019 yılına girdiğimizi görebildim.. Yani neredeyse 14 senedir yazıyorum; bir türlü bitiremedim, bir türlü kendimi en iyi şekilde ifade edip, söyleyeceklerimi tamamlayamadım.. 14 senedir, zırıldanıp duruyor, bir adım ileriye geçemiyorum.. 14 sene.. Ondört.. ! Hayat, sahiden de göz kırpma mesafesi kadar bir zaman dilimiymiş.. 



Olmadı.. Olmuyor..

Konunun bir önemi yok.. Hayatımdaki hangi konu olursa olsun, "Bu defa oldu galiba.." dediğim ne varsa OLMADI..



Kimim Ben, Kimim..?

Bu ev kimin..?
Bu hayat kimin..?
Bu iş kimin..?
Bu kalp kimin..?
Bu giysiler kimin..?
Bu surat kimin..?
Bu dert kimin..?
Bu mutluluk kimin..?
Bu gözyaşı kimin..?
Bu ruh kimin..?
Bu günah kimin..?
Bu sevap kimin..?

Kimim ben, artık bilmek istiyorum kimim..?

Yeni Yıl..



Geçen sene 2018 yılına girdik; ocak, şubat, mart, nisan...derken aralık geldi : "Ohh be bu aylardan da kurtulduk" derken; hoopp yeniden ocak'a dönüş yaptık.. 12 ileri,12 geri; bu hayat böyle geçmez ki.. Bari hayat döngüsü hep aynı olmasın diye; her senedeki ayların adını değiştirsinler.. 2019 yılındaki ayların isimleri farklı olsun, 2020 yılındakinin farklı.. Hayata biraz yenilik ve renk getirin ya hu..

Bu Buseyi Hakettim Ben..

Kadıköy Moda'da çay içerken, karşımdaki güzel gözlü kadın, çantasından bir kitap çıkardı ve altını çizdiği cümleyi okudu..

" "Beni tanımlamak, bana sınırlar çizmektir." demiş Desiderius Erasmus.. Çok sevdim bu cümleyi ama istiyorum ki <Çocuk> bana sınırlar çizsin ve beni tanımlasın.."

Biri benden böyle taleplerde bulununca, eskiden olsa, uzun uzun anlatıyor, karşımdaki kişi hakkında içimdekileri söylüyordum.. İnsan ilişkileri hakkında biraz bilgi sahibi olmaya başladığımdan ve ayrıca kadınların seveceğini tahmin edeceğim cümleler ezberlediğimden, artık işin kolayına kaçıyorum..

Çayımdan bir yudum aldım ve direkt gözlerine bakarak :

" Seni tanımlamak, sana sınırlar çizmektir ; sen, sınır çizilemeyecek birisin.. Öte yandan, seni tanımlamaya çalışmak, kelimelerin esasında yetersizliğine kanıttır ! " dedim..

Birkaç saniye sonra elimi tutup, o soğuk havada yanağıma sıcacık bir buse kondurdu..

Oldum ben, oldum.. Bu buseyi hakettim..





21 Aralık Sen, 28 Aralık Ben..

21 Aralık, benim için özel bir tarihti.. Bir şey yazmadım; zira yazınca silmek zorunda bırakılıyorum..

28 Aralık da özel bir tarih.. Yine bir şey yazamıyorum..

Büyümek, olgunlaşmak, yaş almak, empati kurmak, sonrasını düşünmek böyle bir şey sanırım.. Artık eskisi gibi istediğim herşeyi yazamıyorum.. Bu durum ;

İyi bir şey; çünkü içimden geldiği gibi yazınca, başkaları sıkıntı çekiyordu..

Kötü bir şey; çünkü sevinçlerim veya üzüntülerim içimde birikiyor, çok fazla ağırlık yapıyor..

Neyse işte..
21 Aralık özel bir gündü benim için.. Keza 28 Aralık da öyle..


Kış Mevsimi Güzel de Faturalar Duygusuzlaştırıyor..

Arkadaş, kış geldi diye, milleti hüzün kapladı.. Herkes kar yağışından yola çıkarak, türkü dinliyor, şiir okuyor; romantikleştikçe romantikleşiyor..

Bu ülkede bir ben mi paragözüm, bir ben mi cimriyim ya..? Millet kar yağışı sebebiyle bu kadar duygusallaşmışken, bir ben mi doğalgaz faturasını düşünüp dertleniyorum.. ?

O romantikliğinizden az bana da verin n'olur..


İradesiz İnsanım..

Ey tanıdığım günden beri beni mutlu eden kadın; inan bana, ben tanıdığın en iradesiz insanım.. Gecenin bir yarısı böyle güzel cümlelerle gelirsen bana, dayanamaz koşarım kollarına..
Ama sonu gelmeyecek bir durum olur.. Senin gibi harikulade bir kadının duygularıyla oynamış olurum.. Sadece senin değil, kendi duygularımla da oynamış olurum..



Alem Puşt Olmuş..

İnanın bana, yediden yetmişe, erkekten kadına, güzelden çirkine, sarışından esmere, ondan buna, şundan ona, hiç kimseden herkese; alem puşt olmuş..


.................................................
+  Aslında bu cümlenin farklı bir söylenişi vardı.. Ancak bu söz, ayıp olduğundan ve benim gibi zeki, çevik, aynı zamanda ahlâklı birine böyle terbiyesizce sözleri yazmak yakışmadığından, ben daha terbiyeli olanını yazmayı uygun buldum..