Sen Sabrımsın..

   

     Sus, birşey söyleme..
 
     Bırak bu sefer ben konuşayım.. Bu sefer sen sadece sus, sadece beni dinle.. Hazır taşıyorken içimdeki hisler, bırak dışarı çıkarabileyim.. Sus, birşey söyleme.. Bırak bu sefer ben konuşayım.. Hazır bulabilmişken yüzünü, bırak gözlerine bakarak duygularımı dile getirebileyim..
 
     Ben toprak damlı bir evde doğdum.. Bir annem, bir babam, bir ağabeyim ve beş ablamdan sonra soğuk bir kış gününde açtım gözlerimi.. Ardahan'da, kara kış hükmünü sürerken, devlet memuru babam, evi ısıtmak için yakacak ve güzel bir âti hazırlamak için çocuklarının derdine düşmüşken, ailem en zor günlerini yaşarken çıkagelmişim ansızın.. Soğuğu, yokluğu, bir çikolatayı üçe bölmeyi doğduğum zaman öğrendim ben.. Zorluklar içinde yaşamayı ve zorluklara rağmen aileye tutunmayı doğduğum gün öğrendim ben.. İstediğim bir oyuncak olduğunda "sabretmem gerektiğini" söylediler.. Muz istediğimde "sabretmemi" tavsiye ettiler.. Ben de istiyordum, iki tane cebi olan bir pantolon.. Ben de istiyordum, su geçirmeyen ayakkabı, futbol topu, bisiklet.. Hep "sabret" dediler bana, hep "sabret"..
 
     Ben, sabretmeyi bilirim.. Sabretmek, benim, en iyi bildiğim mesleğim.. Seni tanıdığım günden beri sabrettim.. Emin ol, ben yine sabrederim.. Ben yine yüzsüzlük eder telefon açarım.. Ben yine "rahatsız etme" dediğinde, sana ulaşmak için uğraşırım.. Ben yine seni özleyerek uyanırım sabahlara.. Ben yine akşam senin için dua ederek uyurum.. Ben yine sabrederim, senin bana tüm yaptıklarına..
 
     Şimdi karşıma geçmiş, gözlerini gözlerime dikmiş, sözümün bitmesini ve imkânsızlığın ne olduğunu sert cümlelerle söyleyeceksin bana.. Ben yine sana hak vereceğim.. Ben yine "haklısın, seni rahatsız etmem" diyeceğim.. Sonra zorlukla bir gün sus-pus oturacağım.. Kalbime "imkânsızlıklardan" bahsedeceğim.. Artık "kendime gelmemi" söyleyeceğim.. Tüm bu koşullandırmalardan sonra yine dayanamayıp ikinci gün yeniden seni "rahatsız" edeceğim..
 
     Ben, ne zaman sabırsızlanıp seni kırmaya başlasam, doğduğum gün, toprak damlı evimizde, bana söylenilenler gelecek aklıma ve sabredeceğim.. Her umutsuzlukta "biraz daha sabret, biraz daha" diyecek içimdeki ses.. Ve ben biraz daha sabredeceğim.. Ama biliyor musun, sokağa her çıktığımda, elele gezen bir çift gördüğümde, "sabır" denilen kelime yok oluyor bende.. Ve ben her sabah gözlerimi senin için açtığımda yeniden sabır yüklüyorum, sabır yüklenilen uzvuma..
 
     Şimdi sen konuş.. Ve bana "imkânsızlıklardan" bahset.. "Asla" de, "olmaz" de.. Kır, her akşam kırdığın gibi yeniden umudumu.. Cesaretin varsa birkez olsun kalbime bahsetsene, "asla" kelimesinin ne demek olduğunu..
 
 

8 Yorum:

"ASLA" söylemesi kolay kabullenmesi ve taşıması zor bir kelime. Hayata dair ne varsa yaşanacak bir asla ile kısıtlanmamalı.Asla bir gönül yangını ve gönlün farklı yansıması diyor noktalıyorum yorumumu ( Gizem)

 

Gizem ;
Bir kez "asla" demeyegöreyim, illa ki tükürdüğümü yalar, "asla yapmam" dediğim şeyi yaparım.. Bu sebeple yaş ilerledikçe "asla" kelimesini az kullanmaya başladım..

 

Bunları ona söyledin mi acaba.
Ki bazen söylesem ne fark eder ki oluyor... Boşuna dememişler
Konuşsam tesiri yok, Sussam gönül razı değil diye :(

 

-lâl'im 'si ;
Bunları kime söyleyecektim ki..? Söyleyecek kimse yok.. Ben, öylesine cümleler uyduran, hayali bir herifçioğluyum.. Haliyle hitap ettiğim insan da hayali..

 

ne güzel bir iç döküş olmuş öyle...
ne olursa olsun asla diye diretmemeli.

 

bir hayal kur ;
İyi ki sanal alem var.. Böylece iç dökebildiğimiz bir yer var..

 

Diyorsunn. Eğer öyleyse benim de en sevdiğim yazma biçimidir hayali kurulan cümleler. Ama seninkiler bana fazla gerçekçi geldi o_O :p

 

-lâl'im 'si ;
Benim uydurduğum cümlelerin, sana fazla gerçekçi gelmesi normaldir.. Laf aramızda, çok iyi yalan söyler, rol keserim.. Bu konuda öyle yetenekliyim ki; ister istemez yazılarıma da inandırıcılık katabiliyorum:)
Senden, "En iyi Oyunculuk" dalında yılın oskar'ını bekliyorum:)

Öte yandan, hâyâl kurabilen insanları severim..Senin de böyle bir yeteneğin varsa, tebrik ederim..

 

Yorum Gönder