Kavgalar Son Bulsun, Devletimiz Var Olsun..

Harici tehlikeler varken, dahili kavgalar son bulur..

Sınır dışına operasyon yapmak zorunda kalan Mehmetçiğimize, Rabb'im yardım etsin.. Ayağına taş değdirmesin, her iki cihanda yüzünü ak eylesin..

Yedi düvel bir olup, bu operasyonu inkîtaya uğratmaya çalışsa da devletimizin her şekilde yanındayız..



Sabah Coşkusu..

Bu erkek cinsi, sabahları niye öyle tuhaf oluyor ya.. Hele bir de tatilse, yataktan çıkasın gelmiyor ve fena halde azgın oluyorsun.. 

Bence, sabah saatlerindeki erkeklerin azgınlığına ivedilikle bir çözüm bulunmalı.. Tek başımıza olunca, bize de yazık yani..



Hapsedilmiş Beden, Özgür Ruh..

Karadeniz'de, herhangi bir yaylada, yeşilin büyüleyici manzarası eşliğinde çay içmek varken; evde, televizyon karşısında, sallama çay içmek nasip oldu..



Hicret Zamanı..

Sen, artık mutlu ve huzurlu değilsen, her geçen gün biraz daha kırılıyorsan...

Ayrıca karşındaki insanı kırıyor, mutlu edemiyor, huzur veremiyorsan...

...durma o yerde.. Artık evin ev olmaktan çıkmış, sokaklar evin olmuştur senin.. İşte tam da bu ân, hicret zamanıdır..



İğrenmek..

Ben onu-bunu bilmem.. Dün gece bir kez daha anladım ki; bir erkek veya kadın, sevdiğini söylediği insanın vücudunun herhangi bir yerinden iğreniyorsa, o sevgide bir problem var demektir..

Korkunun Ecele Faydası Yok..

Eskiden ölüm kavramı ne kadar uzak geliyordu bana.. Şimdi çevremdeki insanlar birer ikişer ölmeye başlayınca, tüm benliğimle ölümü hissetmeye başladım..

Ahiret için özel bir çabaya giriyor değilim ne yazık ki.. Ölümü bu denli ensemde hissediyor, yine de herhangi bir hazırlık yapıyor değilim.. Ama korkuyorum.. Veremeyeceğim bir sürü hesabım var.. Helâlleşemediğim bir sürü insan var.. İsyan ettiğim yüzlerce gün var.. Bunların yanı sıra, bu dünyada yaşamak istediğim, hevesimin kursağımda kaldığı onlarca şey var.. Yani var oğlu var..

O kadar var'ın arasında, nasıl bu kadar yok oldum bilmiyorum.. Ama her geçen gün bir tanıdığım ölüm döşeğinde can çekişiyor ve ben her geçen gün biraz daha korkuyorum..





Şiir Yazan Kadınlar

"Şiir yaz" dedi bana..
Öyle de güzel söyledi ki.. Çok isterdim O'nun mutlu olacağı bir şey yapmayı.. Ben şiir yazamam oysa..

Ben, bugün, kucağında bir bebek gördüm kadının.. Öyle güzel bakıyordu ki ekrana.. Şiir tam da o kadındı işte..

Şiir yazıyor çoğu kadın.. Şiir yazdığını bilmeden şiir yazıyorlar.. Hüzün de veriyorlar ama huzur verdiği her an şiir yazıyorlar..

İşin tuhafı, hayatı şiire çeviren kadınlar, hiçbir şeyin farkında olmadan şiir bekliyorlar..

...........................
"... Amin babası..."

Türkü Söyleyen Kadın..

Çok büyük bir istek gibi gelmiyor bana ama olmadığına göre büyük bir istek benimkisi demek ki..

İşten geleyim, yemek yiyelim, ibadetimizi edelim, televizyon karşısında meyve veya kuruyemiş yiyelim.. 

Türkü söylesin bana.. Ve ömrüm boyunca hep istediğim ama yapamayacağım şey olan bağlama çalsın bana.. 

Bacaklarına başınızı koyduğunuz kadının size türkü söylemesi, mırıldanarak ona eşlik etmeniz, o mutfakta iken şarkı seslerinin gelmesi; o evin mutlu olduğunun göstergesi değil de nedir ki..!

Şimdi mutsuz tüm kadınlar.. Bağlama çalmayı bilmiyor, türkü söylemiyor, evde durduk yere göbek atmıyorlar.. Hep ağlıyor, hep ağlatıyorlar.. 

Türkü söyleyen, bağlama çalan, ezbere birkaç şiir bilen kaç kadın kaldı yeryüzünde..? 



Bir Ondan Bahset Bir Bundan..

Beylikdüzü Marmarapark alışveriş merkezindeyim.. Tavuk Dünyası'nda Bi'köri menü yiyorum..

             Biliyor musunuz,  benim ne işim var burada..?

İlk kurulduğunda güzel bir lokantaydı.. Şimdi nedense çok bekletiyorlar ve ilk zamanlar ki lezzeti bir türlü alamıyorum..

           Niye yalnızım sahi, her yere neden yalnız gitmek zorunda kalıyorum..?

Alışveriş merkezi kalabalık.. İnsanlar yürüyor, konuşuyor ve hatta kahkaha atıyor.. 

           Esasında bazen arkadaşlarım oluyor ama bir türlü iletişimi ilerletip de o istediğim zevki alamıyorum..

Alışveriş merkezinin önünde, banklarda oturanlar sigara içiyorlar.. Tiksindirici bir koku var sokakta..

            Yoksa bu yalnızlık alnıma yazılmış bir yazı mı..? Son nefesimi verene kadar benim peşimi hiç bırakmayacak mı..?

İçeride saatçiye giriyorum.. Siyah kordunlu bir saat beğeniyorum.. Ama o kadar pahalı ki..! Bu iki ay içinde, dört maaş dönemi harcama yaptım, bu saate verecek param yok.. Hoş olsa bile bir saate 500 lira vermem.. 

           Ben çok sıkıldım yalnız olmaktan.. Yalnız olmamın tek sebebi olan karakterimden sıkıldım.. En son bir dost meclisinde ne zaman kahkaha attım..? Kahkahayı geçtim, ne zaman gülümsedim..?

Saat alamadım madem, çay içip bir tatlı yiyeyim diyorum.. Offf sus be adam..Sus..! Geberdin yemek içmekten.. Pantolonlara sığamaz, rahatça hareket edemez oldun.. Son 45 lira ile nasıl geçineceksin günlerce.. Zıkkım ye.. Otur oturduğun yerde.. 

             Kimseyi suçlamıyorum asla.. Tüm suç benim inanın.. Bu halde olmamın, uzaktan,elinden tuttuğu erkeğin yanağından öpen kızı görünce kıskanıp daha çok kendimi yalnız hissetmemin sorumlusu tamamen benim..



         

Zamana Uymak..

İnsanoğlu çok bencil.. Asırlar önce bırakıyoruz bazı şeyleri ve bazı kişileri bir yerde; asırlar sonra aynı şeyleri ve aynı kişileri bıraktığımız gibi bulmayı bekliyoruz.. Benciliz ve bencilce şeyler istiyoruz..

Oysa zaman akıyor, hayat değişiyor, bırakılan herkes, yerinden ayrılıyor..

Bencilliği bırakıp zamana uymak, hayatın akışında savrulmak gerekiyor..

Ee o zaman biz de uyalım zamana..