Mutlu İken Mutsuz Olanlardanım Ben..

Yıllar içinde defalarca yazmıştım; yine yazayım.. Eğer geberip gitmez de yazmaya devam edersem, muhtemelen daha çok yazacağım..

Mutluluk denilen şey, beni mutsuz ediyor.. Herkes mi aynı bilmiyorum ama mutlu olunca, korkuyorum, huzursuz oluyorum, tedirgin oluyor, dolayısıyla bir türlü rahat olamıyorum..

Bünye alışık olmadığından ve her mutluluk hissinden sonra büyük hüzünlere gark olduğumdan olsa gerek; mutluluktan korkan, mutluyken mutsuz olanlardanım ben.. Bazen mutlu iken, kendi elimle o mutluluğu bozmuşluğum ve en rahat ettiğim yer olan hüzün denizine kendimi atmışlığım da bu yüzdendir zaten..

Demem o ki; mutluluk korkutuyor beni..



Defol Git Artık..

-- Küçükçekmece sahile gittim bugün..

# Gitmeseydin..

-- Seni düşündüm tüm gün..

## Düşünmeseydin..

-- Yemek yedim, sonra sahilde gezindim epeyce..

## Umrumda mı..?

-- Kendi kendime türkü mırıldandım.. Hüzün bulutları tepeme yığıldı, ağırlık yaptı; taşıyamadım..

## Banane..!

-- Biliyor musun, bir türlü yeni bir hayata başlayamıyorum.. Tam adım atıyorum, kabuklarımı kırıyorum, olur olmaz yerde aklıma geliyorsun, attığım tüm olumlu  adımlardan vazgeçiyor, yeniden duvarların arkasına saklanıyorum..

## Zerre umrumda değil..

-- Sensiz yapamıyorum.. Seni bir türlü unutamıyorum..

## Unutmak istediğim tek kişi sensin bu hayatta.. Defol git artık..

Olmuyor..

Olmuyor be.. Sahiden ne istesem olmuyor.. !

Bu saatten sonra boş yere bağırıp çağırmanın, ağlayıp zırlamanın da gereği yok.. Dünyadan elini eteğini çekip, mümkün olduğunca az hâyâl kurarak, geberip gitmeyi beklemek; en doğru adım olacak gibi görünüyor..



Vicdanı Olan İyi Olamaz..



Yoksa kendini iyi biri mi sanıyorsun..? Vicdanı olan biri, hiç iyi olabilir mi..?


Cumhuriyeti İlan Edelim Artık..

Köhneleşmiş bir düşünce sistemi, rüşvet, torpil, "din" adı altında birçok hurafe içinde yaşam, Arap kültürünün baştacı edilmesi, tembelliğin her kesimi esir alması, yabancı devletlerin sömürgesi olunması ve Türk'ün  söz hakkı olmadığı omurgasız bir devletten; 28 Ekim akşamı, milli devlete açılan kapı :

"Efendiler, yarın cumhuriyeti ilan edeceğiz! "

Cumartesi Akşamları Özel Olur..

Popeyes'te maxi menü ile akşam yemeği..
Sinemada "Bir Yıldız Doğuyor" filmi..
Sonrasında Ülker Çikolatalı Gofret ile çıkma teklifi..
Eve bırakma..
Eve gitme..
Kapanış..

Bir cumartesi akşamının özeti..



Umursamak..

Biliyorum hayat, çok da umrunda değilim.. Umarım bir gün, ben de seni umursamamayı öğrenebilirim..

Şarkı Tadında Bir Akşam..

Altgeçitte, o yaşlı adamın söylediği şarkı neydi, sözleri nasıldı..?



İnsanımızın Kibarlığı..

Bizim milletimiz için "kaba-saba, görgüsüz" gibi yakıştırılmalarda bulunulsa da, aksine bizim milletimiz gayet kibar ve ince düşünceli insanlardan oluşmakta..

İyi biliyorum, çünkü bizzat yaşadım bu kibarlığı..

Birine, bir şeyler danışmak için geçtim bilgisayar başına; yazdım da yazdım.. Üç cümle, on oldu; yirmi cümle binbeşyüzyetmiş cümleye dönüştü.. Bildiğiniz anlamda oturup Manas Destanı yazdım.. Soru işareti ile cümleleri tamamladım ki; cevap beklediğim belli olsun..

İnsanımız o kadar nazik ki; belli bir zaman sonra benim Manas destanıma, cevap beklediğim kişiden cevap geldi.. Evet cevap geldi ama gelen cevap  sadece iki kelimeden oluşan bir cevaptı.. ! Binbeşyüzyetmiş cümlelik destanımı iki kelime ile özetleyen zeki insanımıza yazmak için yeniden bilgisayar başına geçtim ve bu defa Manas Destanı kadar olmasa da Dede Korkut hikâyeleri uzunluğunda bir yazı yazdım.. Bu defa yazdıklarımın sonuna soru işareti koymadım ki, cevap vererek yorulmasın.. Buna rağmen o kibar ve ince düşünceli insanın, yazdıklarıma tek kelimelik cevap verme nezaketini göstermiş olduğuna şaşırarak şahit oldum..

Bu durumun neden böyle olduğunu, psikolog bir arkadaşa sordum.. Arkadaşım, "cevap veren kişinin, kibarca, "siieee yazma lan bir daha, sana vakit ayıramam" demek istediğini, kibarlığı sebebiyle bu durumu kısa cümlelerle ifade ettiğini" bilimsel bir dille dile getirdi..

Bizzat yaşadığım bu olaydan anladım ki, bizim milletimiz gerçekten çok kibar, zarif ve ince düşünceli insanlardan oluşuyor azizim.. Rabb'im bu kibar milletin ayağına taş değdirmesin..

Fethiye..

Hani "İstanbul'dan kaçmaya ihtiyacım var" demiştim ya; bu  mevsimde kaçılabilecek en güzel yere kaçtım ve gerçekten harika bir doğaya tanıklık ediyorum.. Ruhumun, böyle bir kaçışa ihtiyacı varmış..