Bir Cümle Yeter Dert Anlatmaya..

Üzerinize boylu boyuna uzanmış, başını göğsünüze koymuş biri; televizyonda izlediği komik filmdeki kaplumbağa avcılığını ve kaplumbağanın kalbinin çıkarılması sahnesini kahkaha ile anlatıyorsa; buna rağmen siz, o kişinin yüzünü avuçlarınızın arasına alacak kadar büyük ellerinizin olmadığını, ona yetemeyeceğinizi ve onu mutlu edemeyeceğinizi düşünerek o güzel anı kendinize zehir ediyorsanız, özgüveniniz yok olma seviyesine gelmiş demektir..

Bir Halı İle Başladı Değişim..

Arkadaş, ben nasıl insanlarla yaşıyorum ya hu..!

Bizimkiler halı aldılar, halının rengi salon takımına uymuyor diye, halıyı değiştirmek yerine salon takımını değiştirdiler.. O kadar itiraz ettim ama beni adam yerine koyup da itirazımı kâale bile almadılar.. Haliyle olan da benim cüzdana oldu..



Uzaktaki Hasretim..

Çok şeyler söylemek mümkün.. Sitem de edebilirim, güzelliğine destanlar da düzenleyebilirim.. Cümlelerin nereye gideceğini bilemediğimden; tüm içten duygularımla, basitçe yazmak en iyisi..
............................

Nice yıllara.. 
Nice nice yıllara..
Rabb'im, sağlık,huzur, muvaffakiyet ve mutluluk versin her daim.. Ömrün boyu yüzünden gülücükler eksik olmasın.. Bana nasıl huzur veriyorsan, o huzur, ömür boyu seni sarsın, sarmalasın..
Nice yıllara..
Nice nice yıllara..
İyi ki doğdun; iyi ki varsın..



Nedendir..

Havalardan mıdır, nedir, çok bunalıyorum.. Öyle-böyle değil; bazen başımı duvarlara vurasım, kapıyı-pencereyi kırasım geliyor.. 




Geceler Kara Tren..

Manus Baba ne güzel söylemiş; Geceler Kara Tren şarkısını.. 

İki gün içinde kaç kere dinledim, ben bile bilmiyorum.. Dinliyorum, bitiyor, başa alıyorum, tekrar dinliyorum.. Ne kadar güzel sözleri var.. Nazan Öncel, yıllar yıllar evvel harika sözler yazmış, son dönemde duyduğum en güzel ses olan Manuş Baba da bu güzel sözleri harika seslendirmiş.. 

"Bende bir resmin var yüzüme bakmıyor"
veya
"Bir demlik günüm var, ömrüm de geçiyor"
veya
"Dudağımdan geçtin, gözlerin yakmıyor, vazgeçsen olmuyor, ölsen olmuyor"

Ne güzel sözler.. İnsanı nasıl da alıp götürüyorlar.. "Vazgeçsen olmuyor, ölsen olmuyor" Ortada kalmak ne kötü..

Neyse işte, öyle boş boş durmayın, dinleyin..



Gülmeyi İyi Bilirim..



Sınav..

Rabb'e şükür, şu günlerde, Rabb'im birçok sınava tâbi tutuyor beni.. Birçok zorlu sınavdan geçiyor, bunalıyor, kafayı duvarlara vuracak hâle geliyorum.. Yaşanmasını istemediğim ne varsa, yaşıyorum birer ikişer.. 

Zor, gerçekten zor..  Dayanılmayacak kadar zor..

Rabb'e şükür..

Hastalık Gündemi..

Babam..
Kalp krizi..
Memleket..
Yoğun bakım..
Yoğun bakımın önünde geçmek bilmeyen saatler..
Normal servis odası..
Uçakla gelmek istememe durumu..
Özel araba ile 18 saatlik yolculuk..
İstanbul..
Geceleri uyumama..
İlaç içmeme..
Hareket kısıtlığı..
Misafirler.. 
İstekler.. İsteksizlikler..
Hastaya bakarken hayattan bıkma durumu..
Daha bir sürü şey..

Hayat böyle devam ediyor.. 

................................................
Bundan önce olduğu gibi bu olayda da beni yalnız bırakmayan, soran-soruşturan,destek olan, gergin olduğumda susmasını bilen, üzgün olduğumda moral veren, madden ve manen arkadaşlığını ve güzel karakterini bir kez daha gösteren Duygu'ya teşekkürlerimle..

 



Anlatacak Ne Var Ki..?

Anlatacak bir şeyim yok hayata karşı..

Şükür, yaşıyorum işte..





Belediye Otobüsünde Aşk..

En son ne zaman böyle bir şey oldu; hatırlamıyorum.. Şehr-i İstanbul'da, bir kadınla, belediye otobüsünde, sıkışık trafikte, aşk yaşadım..


"Belediye otobüsünde aşk nasıl olur be! " demeyin.. Emin olun, olur, yıllar yıllar evvel çok tecrübe ettim bu olayı.. Gayet güzel oluyor.. 


Hoşunuza giden bir kadını fark ediyorsunuz, inceliyorsunuz, beğeniyorsunuz, onunla ilgili hayaller kurmaya, onu baş tacı etmeye, hayatınızın odağı haline getirmeye başlıyorsunuz.. Bazen sürekli ona bakıyor, bazen ona bakıyor gibi olsanız da hayallere dalıyor, bazen kafanızı başka tarafa çeviriyor ama yine de onu düşünüyorsunuz..


O kadının hiç haberi olmuyor tüm bunlardan.. Oysa siz onu hayallerinizin kahramanı yapmış, sevmiş, evlenmiş, çoluk-çocuğa karışmışsınızdır bile çoğu zaman..


Giyinişine ve davranışlarına bakarak, ne sevdiğini, nasıl bir hayatı olduğunu, çalışıp-çalışmadığını düşünmeye ve bununla ilgili fikirler üretmeye başlıyorsunuz..


Geçen gün, Kadıköy'e giderken, uzun otobüs yolculuğum sırasında, zarif, çıtıpıtı, esmer bir kadın dikkatimi çekti.. Uzun uzun baktım.. Bir ara o da benim ona baktığımı farketti, kısa süre baktı, sonra bazı fiziksel özelliklerimi görüp kafasını çevirdi ve bir daha hiç bakmadı.. Ama belediye otobüslerinde aşk yaşarken, kural, kadının sana bakıp bakmamasının önemsiz olduğudur.. Bakan, hayal eden, seven ve o yolculuk boyunca o kadını hayatının merkezine alan sensindir.. Kadının sana bakıp, hayallerine karşılık vermesi çok ama çok önemsiz bir ayrıntıdır..


Neler hayal ettiğimi, neler düşündüğümü anlatmaya gerek yok.. Önemli olan, çok ama çok uzun zaman sonra belediye otobüsünde yeniden bir kadınla aşk yaşayabilmiş olmamdır.. Bu durum da maziden hoş bir esinti olarak hayatımdaki yerini aldı..