Garip Günler..

Ne garip günler..
Her şey tam gibi...
Sanki bir şeyler eksik gibi..
Her geçen gün biraz daha özlermiş gibi..
Ama bir daha gelmeyeceğini bilirmiş gibi..
Herşeye kaldığı yerden devam edermiş gibi..
Ama bir şeylerin içten içe eksikliğini bilirmiş gibi..
Ne garip günler..








17.04.2018 Tarihi Saat 20:20'de Yarı Adam Olmak..

Gün gelir, ölülerden çok korkan o <Çocuk> , ölen en sevdiği olunca, korkmadan, sevdiğinin ölüsüne sarılır, öper, gözyaşı dökermiş.. Gün gelir, ölüler bile çok sevilirmiş..



 ...............................................................
Yaşın kaç olursa olsun, annen-baban varsa, sen hâlâ <Çocuk>'sundur ya hani; 17.04.2018 tarihi saat 20:20'den sonra, anneden yana <Çocuk> kalmaya devam ettim amma babadan yana Adam oldum artık.. 

Ey rahmeti, merhameti sonsuz olan Allah'ım.. ! Seni nasıl biliyor ve seviyorsam, babamı da öyle biliyor ve seviyorum.. Bu dünyada bana çok iyi davrandı babam; ne olur Sen de ona öyle iyi davran.. Eksikliklerini tamam eyle, kusurlarını bağışla, günahlarını affet.. Sorgusunu kolaylaştır, Sen onu darda koyma.. Ben babamdan yana hep razı oldum, ne olur Rabb'im, sen de babamdan razı ol.. Himayene al onu.. Çektiği acıları, geçirdiği hastalıkları, günahlarına keffaret say.. Çok istediği memleket toprağındaki kabrini, cennet bahçesinden bir bahçe eyle.. Bizleri cennette kavuştur.. Ne olur Allah'ım, sonsuz rahmetinle ve merhametinle, sar ve sarmala onu.. 

Hani cenazede hiç tanımadığım adamların yanına gelip, bana sarılıp, "senin baban adamdı, adam" demeleri var ya; babam gibi bir Adam olmayı, bana da nasip et Allah'ım.. 

El-Fatiha


Uçuk Kaçık Bir Hayat..

Dudağımda yine uçuk çıktı..




Yıllar geçse de uçuklar benden ayrılmamak için ellerinden geleni fazlasıyla yapıyor ve illa ki varlıklarını unutturmuyorlar.. Olan bana oluyor; sürekli dudağı uçuklu gezmek zorunda kalıyorum.. Artık millet de alıştı bu halime..




Yüzümü Gülümsetebilen Tek İnsanın Gidişi..

     Son dönemde, herşeye ve herkese rağmen yüzümü güldüren tek bir kişi vardı : Yeğenim Beren.. Beş aydır yanımda olan ve her gün gözümün önünde biraz daha büyüyen, o dünyalar güzeli kız, bugün itibariyle evine gitmek için yola koyuldu.. 

     "Hayatımdaki güzel insanlar, birer birer terk ediyorlar ve yaptığım o büyük hatadan dolayı daha da terk edecekler" diyordum ya hani; bazısı bilerek, bazısı da yeğenim gibi bilmeden terk ediyor işte.. 



Kaybediş..

     İçimdekilerin dolup taşması sebebiyle, dayanamayıp da birine anlattım yaptıklarımı.. Epeyce dinledi.. Sonra benimle ilgili hâyâl kırıklığına uğradığını, üzerimde çok ama çok kul hakkı olduğunu, o kul hakları sebebiyle cenneti onlara hediye ettiğimi söyleyip hayatımdan çıkıp gitti..

     Birer birer kaybetmeye başladım insanları.. Ve hakettim ne yazık ki..



Uçurumun Kenarındaki Vicdansızın Çığlıkları..

Tüm hayatımın darmadağın olması an meselesi.. 

Bugüne kadar maddi manevi tüm birikimlerim, iş ve aile hayatım, çevremle olan ilişkilerim, 36 senelik hayatımda "olumlu" diyebileceğim ne varsa, darmadağın olmak üzere..

Şimdi anlıyorum; erken yaşta düzenli bir hayatın tavsiye edilmesinin sebebini.. Şimdi anlıyorum, "gençlik" kavramının dikkat edilmesi ve o dönemde sağlam adımlar atılmasının gerektiğini belirten sözlerin sebebini..

"Vicdan-dürüstlük-ahlâk-samimiyet" denilen şeylerin, esasında bende hiç olmadığını, başkalarının hayatını mahvedecek noktaya geldiğimde anlayabiliyorum şimdi.. 

Şimdi anlayabiliyorum, "İslam" kelimesini hep kullandığımı, esasında hayatım boyu hiç bir zaman Müslüman olmadığımı, münafık olarak yaşadığımı.. 

Uçurumun kenarında iken, dönüp de geriye baktığımda, şimdi anlıyorum çevremde güzellik adına ne varsa hepsine birer birer tecavüz ettiğimi ve hayatımdaki tüm iyi insanları kaybettiğimi..

Ben, o küçücük beynimle planlar yaparken, Rabb'in de başka bir planı olduğunu unuttum.. Ve şimdi anlıyorum ki;  tüm bunları ziyadesiyle hakettim..

Elimde onlarca insanın masum kanı, 
bir vicdansızın ölümden önceki son çığlıkları..


Benmişim Beddua..

     Birinin, bir başkası için ettiği beddua sonrası, ben ortaya çıkarak o kişiye musallat olmuşum.. Bir başkasının bedduasıymışım meğer..



Kırmızı Siyah Aşağılaması..

     "Dünya, âşk üzerine kurulmuştur.. İnsan âşksız yaşayamaz.." cümlelerinden yola çıkarak, yeni bir âşka yelken açmak için "Kız Tavlama Sanatı" kitabımı okumaya başladığımı söylemiştim.. O kitapta, "Çirkinseniz, etkilemek istediğiniz kıza göz aşinalığı oluşturun" mealinde bir cümle yazınca, bir kıza sabah-akşam fotoğraf göndermeye başladım.. 

     Olur da bir gün o kız buluşma teklifimi kabul eder diye, son günlerde, ne idüğü belirsiz halimden çıkıp, güzel giyinmek için çaba gösteriyorum.. Bugün de özel çaba göstererek, güzel giyindiğimi düşündüm ve o kıza bir fotoğraf çekip yolladım.. Üzerimde koyu mavi, seksi vücut hatlarımı ortaya çıkaran dar bir kot, v yaka gri bir penye, düğmeleri iliklenmemiş, kırmızı ağırlıklı siyah çizgili bir gömlek vardı..

     Ben, fotoğrafı çekip gönderdikten sonra, içimden, "Bu sefer kesin beğenecek" diye geçirirken, saatler sonra nihayet kızdan gelen mesaj, sükût-u hâyâle uğramama sebep oldum.. Bu vesile ile biz çirkin adamlarda özgüven bırakmayan hatunları da kınadığımı da belirtmek isterim.. Gelen cevap :

-- Ya sen niye iki de bir bana fotoğraf gönderiyorsun..? Ki ayrıca o ne iğrenç gömlek öyle.. Pazardan mı aldın..? Para bile verilmez ki buna.. Gönderme sen bana fotoğraf falan, göz zevkimi bozuyorsun.. 

     Bana en çok yakıştığını düşündüğüm, en sevdiğim ve renklerini eşsiz bulduğum gömlek için bile bu deniyorsa, vay benim halime vay.. ! Bana hakaret et, özgüvenimi yık, beni yer ile yeksan et ama bari en sevdiğim renkler olan kırmızı ve siyahı aşağılama ya hu.. Ayıptır..



Sırt Ağrısı Çeken Öküzcük..

...Tamam, kabul, kilo alarak minik bir öküzcük olmuş da olabilirim ama sadece kilo yüzünden mi..? Bbu yastığın, yorganın hiç mi suçu yok..? Arkadaşım sırtım ağrıyor benim.. Her sabah sırt ağrısı ile uyanıp, gün içinde o ağrıyı hissedip, iki büklüm dolanıyorum her yerde..  Münafık olduğumu bilmeyen herkes, iki büklüm dolanmamı görünce, "Maaşallah sürekli rûkü halinde" dese de, sırt ağrısı sebebiyle bu haldeyim.. 

Kilo vermem gerekiyor.. Spor yapmam gerekiyor.. Bilgisayar karşısında, kambur bir halde değil de sağlıklı bir açı ile oturmam gerekiyor.. Ama tüm bunları yapamıyorum.. Haliyle sırt ağrısı her geçen gün devam ediyor.. 

"Şunu yap, şöyle davran" diyor bir çok kişi ama ne ben o iradenin sahibiyim ne de yaptığım minik şeylerin etkisi oluyor.. Zaten yatakta gece boyunca sürekli sağa-sola dönen, üstelik çok terleyen biriyim.. Gecelerde, yatak benim için işkence olunca, üstüne bir de bu sırt ağrısı, çekilmez oluyor.. O kadar huzursuz, stresli bir uyuma durumum var ki, 20 senedir, saatlerce uyumuş olsam bile "hah işte şimdi harika uyudum" diyebileceğim bir an olmadı.. Saatlerce uyuduktan sonra bile yataktan huzursuz ve yorgun kalkıyorum.. Sırt ağrısı da olunca, bu huzursuzluk katlanıyor.. 

Dur bakalım, daha nereye kadar böyle devam edecek bu durum..



Hayatı Güzel Kılan Şeylerden Biri..

     'Hayatı güzel kılan şeyler'de bugün :

     Haftasonu tembelliğe alışmış, yemiş, içmiş, uyumuşsunuzdur.. Haftanın ilk günü erken saatte yola koyulmuşsunuzdur.. Gözleriniz henüz açılmamış, ne kadar vahim bir durumda olduğunuzun henüz farkında değilsinizdir.. Dert, tasa, sevinç, hüzün gibi kelimelerin esiri olmamış, çevrenizden bihaber, beyni alınmış mankut gibi sadece işe doğru yürüyorsunuzdur.. Annenizin kapının girişine astığı, sizin de her sabah bilinçsiz bir alışkanlık olarak yanınıza aldığınız, siz aç kalmayın diye, içinde peynir, domates, biber olan ekmek poşeti elinizde iken, işyerinden içeri adım atıyorsunuz.. İşte tam o sırada, yeni demlenen çayın kokusu burnunuza, ordan da kalbinize gelir.. İşte o çay, hayatı güzel kılan şeylerden biridir..