35 Yaşında 7 Çocuk..

Annemle oturmuş, "bir erkeğin 3 kadını "evleneceğiz" deyip dolandırdığı, ikisinden de çocuk yaptığı" konulu Esra Erol'un programını izlerken, bizimki dile geldi.. :

- Çonoo...

- Efendim anacuğumm..

- Bi'şe soracağım sana.

- Hayrolsun inşaallah.. Buyur sor..

- Seni doğurduğumda, ben kaç yaşındaydım?

- O nerden çıktı şimdi..?

- Sen hesapla hele.

- Hmm..Doğum tarihin 1946 olduğuna göre 35-36 yaşında beni doğurmuşsun..

- Sen kaç yaşında oldun şimdi?

- Anne hayırdır, n'oluyor..? Nerden çıktı bu konu..? Ben şimdi 37 yaşındayım..

- Ben, seni doğurduğumda, senden 2 yaş küçük mü oluyorum yani?

- Evet, şimdiki yaşımdan 1,5 - 2 yaş küçük olmuş oluyorsun..

- Heee demek ki, senden 2 yaş küçükken, 7 çocuk doğurmuşum ben.. 35 yaşında 7 çocuk yapmışım, sen hâlâ bekârsın ! Ne zaman evleneceksin, ne zaman çocuk yapacaksın, ne zaman baba olacaksın oğlum sen? Sana da yazık, bize de yazık. Yeter artık, n'olur evlen oğlum ya!

- Yav anne, yemedin içmedin sen bunu mu düşündün, bunun plânını yapıp bana laf sokmak için fırsat mı kolladın..? Helâl valla.. Ben evlenmek istesem n'olacak, kızlar da sıraya girmişti, benimle evlenmek için zaten... Kim ne yapsın beni ya..?

- He he.. Sen birini istedin mi ki? Akşama kadar yanımda oturuyorsun. Git, gez, biriyle tanış da kolundan tut getir. Ölmeden senin de çocuğunu seveyim, bize de yazık...

- Neyse anne, hele dur televizyon seyredelim..

- İşine gelmeyince de böyle kaç sen...



Uyandırılmak..

Hani bazen uyanırsın da rüya mı görüyorsun, yoksa gerçek mi bilemezsin ya; dün tam da öyle bir ân yaşadım.. Gerçek olamayacak kadar güzel bir şekilde uyandım.. Öyle bir uyandırılışım, gözümü açtığımda öyle bir manzara ile karşılaşmışlığım var ki; daha önce hiç bu kadar güzel uyandığımı hatırlamıyorum..

Dünden beri çok mutluyum ya; her ân bir yerden darbe gelecek beklentisi içindeyim.. Bakalım ilk darbeyi ne zaman, nereden ve kim tarafından yiyeceğim..? Şiddetini bilmesem de yiyeceğim darbe muhakkak; buna eminim.. Ancak ne olursa olsun, uyandırılmam ve uyandırıldıktan sonra karşılaştığım manzara, hep mutlu edecek beni..



Kız Kulesi Âşık Olmuş Galata'ya.. Görebiliyor Musun..?

Kız Kulesi'nin, yüzyıllardır süren, Galata Kulesi'ne olan âşkını bilmeden, her gün vapura binip, denizi seyretsen, bir kıtadan diğerine geçsen ne olacak ki..? Sen, o ikisinin âşkını görebiliyor, oradan her geçtikçe ruhunda hissedebiliyor musun, ondan haber ver..

Onlar her gün bakışıyor, günün birinde kavuşmayı hâyâl ediyorlar.. Martılar vasıtasıyla iletişim kuruyor, âşklarını canlı tutuyorlar.. Ben, onları duyuyor, görüyor, Şehr-i İstanbul'u bu sebeple seviyorum..

Otobüste Gözyaşı..

Otobüste iken, hiç tanımadığınız birinin güzelliği kalbinize dokundu da ağlamaya başladığınız oldu mu..?

Benim oldu..



Kova Burcu Erkeği..

Neden aşağılık, karaktersiz bir insan olduğumu nihayet buldum.. Kova burcu erkeğiymişim.. Daha fenası da yükselenim ikizlermiş..

Rabb'im beni bu burçta yarattıysa, esasında benim de pek suçum yok.. 

Bende sevmediğiniz, saçımı-başımı yolmanıza sebep olan tüm özelliklerim, bu kova burcu erkeği olmanın getirisiymiş.. Ancak elimde olmayan bir durum olduğundan, bu halimle bile kabul edin ve sevin lan beni..



Off Pofff..

Anlatılmaz bir durgunluk çöktü üzerime.. Hiçbir şey yapasım yok.. Bilgisayarı uyku moduna aldım, bütün evrakları masanın kenarına dizdim, kafamı masaya koydum, gözlerimi kapatıp, sözlerini bilmediğim bir türkü mırıldanıyorum..

Uyumak bir çözüm aslında, ah bir de uyanmak olmasa..





2500 Liralık Kitap Alan, Çağdaş ve İlericiyiz Biz..

Yılmaz Özdil, muhalif kimliğini kullanıp 2500 liraya kitap satsın; sen hâlâ bana çikolatalı gofret ve çay ısmarlama.. Ayıptır yani...

Çok Özledim Be..

Arkadaşım bağlama çalmış, babası da türkü söylemiş.. 1 dakikalık videoyu, instagramdan izledim de izledim defalarca..

Sonra durduk yere ağlayınca, "Ne oldu, niye ağlıyorsun?" diyorlar.. Ben de bahane üstüne bahane aramak zorunda kalıyorum..

Neyse...

Şimdi duygu dünyamla ilgili onlarca cümle kurardım da, siz anladınız zaten..

Çok özledim be..





Mandalinalı Kek Gibiyim..

Kapı önüne, poşet içinde bırakılmış mandalinalı kek gibiyim..

Tadım güzel diye insanları mutlu ediyorum..

Kapıya kimin tarafından bırakıldığımı bilmiyorum diye tedirgin ediyorum..

Aynı anda mutluluk ve tedirginlik verebiliyorum..





Salacak'tan Üsküdar'a..

Yağmurlu bir İstanbul gününde şahidim,
içli bir türkü söyler gibi bakan gözlerin,
derdini anlatmaya niyetlenmiş ellerin,
sen konuşmaya başlamadan, seni susturan sözlerim...

Biliyorum, bilseydin,
benimle birlikte Salacak sahilinden yürüyerek Üsküdar'a gelmezdin..

Şimdi tıpkı senin gibi benim de içli bir türkü söylüyor gözlerim..