Çocuğun Ölümünü Anlat Bana..

Geç karşıma, otur şöyle.. Giyin üzerine bir şeyler.. Öncesinde bir çay demle.. Anlat bana anlatılabilecek ne varsa.. Saatlerce gezindir beni mazide..


Tezek kokulu çocukluğuna götür.. Tezek topladığınız, top oynadığınız, misket ve güvercin beslemekle aklınızı bozduğumuz günlere taşı beni.. Ekmeğin arasına yağ ve toz şeker koyup da saatlerce sokaklarda olduğunuz, futbol oynadığınız, çamurdan arabalar yaptığınız zamanlara götür beni.. Sakın boş konuşma n'olur; maziye taşı beynimi ve kalbimi..


Okula başladığınız, "Ağbi bu çocuk yazamıyor, elleri çok ağrıyor, geri kalıyor, sen bu sene bu çocuğu okuldan al" diyen öğretmene, "Hoca bu çocuk okuyacak!" diyen babanın babalığını hatırlat bana.. Sonra ilkokulu, ortaokulu, liseyi, üniversiteyi bitiren gençten bahset sıkılmadan..


Kalk, çok demli olmayan, tomurcuklu bir çay dök bana.. Sonra geç karşıma ve bana maziyi hatırlat yeniden..


Tüm okul hayatı boyunca ellerinin cepte olmasını hatırlat.. Hoşlandığın kızlara bir şey söyleyememe durumundan bahset.. Kendini kitaba, şiire, şarkıya ve tabii türküye verdiğin zamanları yad et.. Bir film izlerken, dokunsan ağlayacağın durumlara gelinen zamanlardan bahset..


Çalışma hayatını anlat bana.. Bir işe yarıyor olmanın mutluluğunu, ilk maaşı, kendini kanıtlamak için fazladan iş yapmanı, sorumluluktan hep kaçınmana rağmen o sorumluluğun gelip hep seni bulmasından bahset.. Trende, vapurda, otobüste seni inceleyen insanları incelediğini anımsat.. İnsanlar senin tek bir yerine bakarken, senin o insanları detaylarıyla tasvir edebilme yeteneğini kazandığından bahset.. Uzun yolculuklar boyunca kendini kitaba verdiğini, hayaller kurmaya başladığını, zihnini toparlamakta zorluk çektiğin için her işi mizaha döktüğünü söyle.. Mizahın arkasına sakladığın hayatını çıkar gün yüzüne..


Sonra bir çay daha dök.. Geç karşıma, kalbime bak, yaşaran gözlerini kurut ve devam et anlatmaya..


Bir davaya gönül verdiğinden bahset.. İnsanlığı sevmenin yolunun kendi milletini sevmekten geçtiğini anlat.. Davaya gönül vermenin kararlılığından, bir kadının sevgisi için vazgeçtiğini anlat.. Seni sevmeyen, asla senin olmayacak bir kadının gözlerinde esir kaldığını hatırlat.. Mor dağlardan inip deryalara daldığın günleri söyle.. Sevdiğin kadının bir başka erkeğin kollarında olmasının acısını hisset kalbinde.. Yıllar sonra "işte bu" dediğin bir kadının varlığı ile gelecek için hayaller kur; o kadının annesi tarafından dünyanın en ağır sözlerini duyarak, bu dünyada sana mutluluk olmadığını anla bir kez daha.. Tam her şey bitti derken; yıllar sonra yanlış zamanda bir kadınla tanıştığından, kadının seni senden aldığından ancak onun da imkansızlığından bahset.. Ve bu arada bir çok kadının hakkına girdiğini hatırlat..


Öyle bakma gözlerime.. Kalk bir çay dök.. Tüm hayatının hayallerden ibaret olduğunu, hep mutlu günleri arzuladığını ama hep sükut-u hayale uğradığını anlat.. Sürekli umut ettiğinden dem vur ve tabii umut etmekten korkmaya başladığından bahset..


Susma, öyle bakma gözlerime; anlat bana.. Tezek kokulu bir hayattan, parfüm kokusuna geçişi anlat.. Tezek kokarken de, parfüm kokarken de hayatında hep bir şeylerin eksik olduğunu, hayatın boyu o eksikliği kapatmak için çırpındığını, her çırpınışta biraz daha eksildiğini söyle.. Kalabalıktaki yalnızlığından, ömrün boyu aradığın eksiğinin ne olduğunu bir türlü bulamadığından, yalnız ölecek olmanın, bir "babba" kelimesine dünyaları verebileceğin gerçeğinin kalbine hançer gibi saplandığından bahset..


Bir çay daha dök bana..
Gerekirse sarıl ve ağla..
Ağla, içinde anlatmayı unutan, ölen bir çocuğun ruhuna sahip olan adama..


 

0 Yorum:

Yorum Gönder